10.9.09
aynı göğe kanat açtığım; kırık martı kanadı dostum orkun'a...muhtaç olduğu için değil, şu anda ihtiyacı olduğu içindir...
g ö ğ ü k u c a k l a y ı p g e t i r d i m s a n a
k o k l a
a ç ı l ı r s ı n
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım, canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
....
....
arkadaş z. özger
9.9.09
bir şiir...

AKLIMA TAKILAN
seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım ?
BİRHAN KESKİN
8.9.09
yar gelende toz olmasın
eyle gelsin eyle gitsin
aramızda söz olmasın
samavara od salmışam
istekana gend salmışam
bir haftadır tek galmışam
yarim gidip tek galmışam
ne ezizdir yarim canım
2-ne şirindir yarim canım
piyaleler ıraftadır
her biri bir taraftadır
görmemişem bir haftadır
2-yarim gidip bir haftadır
ne ezizdir yarim canım
2-ne şirindir yarim canım
mreaklısına:
küçe: sokak
istekan: çay bardağı
gend: şeker
salmak: atmak
piyale: kâse, kadeh, çanak
ıraf: raf
7.9.09
ses ve gece -1

- içinden şarkılar geçer bazı gecelerin. herkesin uykuda düşlerle yoğrulduğu geç saatlerde, senin kulaklarından derinden gelen oldukça sesi kısık melodiler vardır ya hani. işte onlardan biri. inceden inceye geceye /-i işliyor.
özlediklerim geliyor aklıma. bazen burnum kesif bir anı kokusu alıyor. çocukluğumdan kalma; ilk gençliğime ait... an içinde duraksıyorum. o an - ne öncesi ne de sonrası işte tam içinde bulunduğum; yaşadığım andan bahsediyorum- içimde dolaşan kanın damarlarımdan ayrı bir yolda, başına buyruk ilerlediğini seziyorum. ilk defa eminim. yaşadığıma!
- özlem, geçmişe döner hep. istek ise geleceği hedef edinmiştir kendine. isteyerek özlem duyuyorsan...ya da özlem çekmek istemiyorsan... araftaysan... vay haline! bu ne büyük bir dehlizdir. bu ne yüce kaos...
[gözümde büyütüyorum her şeyi. küçücük yuvalarıyla koca dünyayı içine sığdıran gözlerimle. yaşadığını bu denli yoğun duyumsamalı mı insan. iliklerine, sıvılarına değin... ]
ajda söylüyor: "kimler geldi, kimler geçti hayatımdan..." gecenin en karanlık ve ince saatlerinde. herkes uykudayken. sus ve pus oyunlarını bitirmiş, elekler duvara asılmışken. içinden şarkının büyüsüyle daha derin uykularda kaybediyor kendini gece. düşle halvet oluyor. bir yerlerde olric'in sesini duyuyorum. bana mı sesleniyor ne.
- gidelim, efendimiz.
- gidelim, olric.
özleyebildiğim şeyler varsa yaşamışım demektir. yaşadıklarımı anımsayarak, bu yirmi sekiz yılı, uzun soluklu bir kitap okumanın hazzıyla yad edebiliyorsam ne mutlu bana. sanki bugün benim doğum günümmüş gibi. kimbilir...
sürç i lisan ettim mi ki... ettiysem de affola...
5.9.09
yeniden başlamalı
gülpembe bahar türküleriyle,
kıyıda gölgesine oturup zeytin ağacının
ben geldim derim eski günlerin
düşelim yollarına
kanayan sevgi çiçeğinin
yeniden doğup eline günün,
yeniden duyup adını gülün yeniden...
yeniden başlamalı, yeniden anlamalı,
yeniden dinlemeli o yiten türküleri
dağılır gider kara bir bulut dokununca bir dost eli...

nerde tükettin türkülerini,
yanıyor işte ışık o serin dost odalarında
aç kapını çık eskisi gibi
yolunu gözlemesin kıyıda zeytin ağaçları
yeniden yürü tozlu yollara,
yeniden uyan o sabahlara,
yeniden....
açılır dost kucağı,
açılır sevgi gülü,
açılınca yeniden o büyük eski kapı
dağılır gider kara bir bulut dokununca
4.9.09
3.9.09
3 kitap



29.8.09
yıllar önce yıllar sonra bir kitap...

27.8.09
son bir kez daha...
olric ile sayıklamalar I.
- günaydın efendimiz.
-gün aynı, olric!
- ...
- ...
- ama bugün daha aydınlık bir gökyüzü var, efendimiz.
- yerin dibine batmış biri için gökyüzünün ne önemi var ki, olric...
- haklısınız, efendimiz. lakin şöyle başınızı kaldırırsanız, etrafınıza sadece bir göz gezdirseniz dahi olur. henüz herkes, her şey gitmedi.
- gittiler, olric, gittiler... sana şimdi tok bir sesle kükreyip devasa şiirler okumak isterdim ancak bak dilimdeki çıbana, artık okuyamıyorum işte. anla...
- anlıyorum, efendimiz. dilinizdeki çıbanı tanıyorum lakin yüreğinizdeki ateşi de görüyorum! bir yanardağı taşıyan yüreğinizi. bakın, efendimiz. bakın kuşlar geçiyor. göç ediyorlar...kanatlarında eski bir iklimi mi taşıyorlar yoksa...ne dersiniz...efendimiz...
- yeter, olric! yine başladın şiir yüklü tümcelerle konuşmağa. yeter diyorum!
- kimbilir hangi iklimden geliyorlar...
(uzunca bir sessizlik ve kuşlar geçer...)
- olric... orada mısın?
- buradayım, efendimiz. tam yanıbaşınızda.
- gidelim, olric.
-....
-....
- gidelim, efendimiz.

