3.9.09

3 kitap



uzak
ile
yakın
uzak'tan...
"babam'ın anısına" diye başlayan bölümdür benim için "uzak"ın içine girme serüveni.
"her ölüm dünyada bir çatlak açar- bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi: öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş gibi hissederler kendilerini." der hemen altında aruoba- ki artık "özlem çekene kılavuz" olmaya da hazırdır kitap/aruoba.
bugünlerde yeniden raftan indirip elime aldım bu kitabı. "cesetizleri"nin bize göre büyükbabasını; ona göre ise "baba"sını yitirdiğini gördüğüm, o büyük rastlantı gecesinden sonra dolan gözlerime inat okuyorum.
birini sevmenin... sevdiğini yitirmenin...ardından özlem çekişlere girmenin yorumlarını dinliyorum yeniden.
şöyle der aruoba, ben sayfalar arası geze-dururken:
"özlem, en yoğun mutluluk ile en derin acının orta noktasıdır:-
özleyenin özlenen ile daha önce yaşanmışlardan gelen anıları, yoğun bir mutluluk taşır özleme- ama, öte taraftan, özleyenin özlenen ile şimdi yaşayamadıkları, derin bir acı getirir ona."
ekler:
"özlem, mutlu acılıktır..."
...................
ile'den
"her içtenlik çabası, gidiyor, dolambaçlı ilişkilerimizde kurduğumuz sahteliklere çarpıyor..."diye başlar.
"iki kişi, ilişkilerini, onu o l d u r a c a k kadar kuramazlar; ama ö l d ü r e c e k kadar bozabilirler, yaptıklarıyla. bir de, kendi haline bırakırlarsa, kurur gider ilşiki - kendi kendine ölür."
yoğun bir ilişki defteri "ile". kişiyi, önce kendisiyle yüzleştiriyor, karşısındakine karşı sevgisini, sorumluluklarını, ötesini, berisini yoklamasını istiyor; ardından yek'ten çift'e- sonra da bütünden iki ayrı parçaya nasıl bölündüğünü gösteren; temiz bir el ve yürekle tutulan bir günlükle yaşamın ayrıntılarını seriyor aruoba önümüze.
...................
yakın'dan
"ateş,
yakabileceği her şeyi
yakana dek
yanar -
ancak o zaman
söner..." diye giriş yapar içine insanın aruoba "yakın"a başlangıç metninde.
şimdi raftan inen bu üç kitabı, yeniden; yine; aynı acıyla; farklı mekanlarda; sabırla; dirençle okumaya başlıyorum.

2 comments:

Orkun PINAR said...

dünya evreninde karşılaşmaların ve tanışmaların; yaşamaların; genişleyen ve daralan; -dünya evreninde-; hep bana en güzellerini yaşattı bu üç kitap. aslında oruç aruoba'nın kitaplarının arasında kurduğu bağlardan da kaynaklı, ancak bunu sezdirmeden yapması işte hep beni başka yollarada soktu hep. bu üç kitabı kullanarak bir makara film harcamış fotoğraf çekmiş; sonra dayanamamış tüm gün deli deli dolanmıştım hatırlıyorum. uzatmayayım.

oruç aruoba okumak kimine göre kolaydır, çok hemde; bir çırpıda, su gibi akandır çünkü o; ancak bitmesini istemeyenler bilirler ki; onun anlatmak istediklerinden anladıklarımız hep bizim anlamaya çalıştıklarımızdır; daha çok şey anlamaya çalıştıkça göreceğiz ki; işte; sonrası hep tekrar tekrar;

uzak/yakın;yakın/uzak(ile)
yakın/uzak(ile)uzak/yakın
(ile)uzak/yakın;yakın/uzak.

tekrardan yazmana sevindim ayrıca.

düşle!

poetanovus said...

"uzak"taki seni
bana "yakın" kılan bu not gibi işte...hep ve her zaman...
düşle olric...
evet düş "ile"...

"ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?"